Yolda Kalmış Bir Öykü

Aslında sadece Mersin- Konya hattında bir tren yolculuğudur yaptığınız. Ama tren hareket etmeye başladı mi? Işte o andan sonra hayata dair ne varsa sizinle birlite trene binmiş gibi etrafınızda dolaşmaya başlar. Hele bir de elinizde, biraz uzun sürecek  yolculuğunuzu daha katlanılır kılmak için bir kitap varsa… Ve o kitap Ercan Kesal’ın ”Peri Gazozu” öykülerinden oluşuyorsa. Işte o zaman bütün o şeyler daha sahici ve içten hissettirir kendini. Demir yol kıvrıla kıvrıla sizi gideceğiniz yere ulaştırmaya çabalarken, siz çoktan bambaşka diyarlara gidip gelmiş oluyorsunuz bile.

Hayat o anlarda trendedir. Küçük şekillerde nasıl işlediğinin ipuçlarını verir. Siz yine de canım diğer tarafında akip giden mekanlara, nesnelere, doğaya bakar öyle devam edersiniz. Az sonra küçük köylerin içinden geçersiniz. Mevsim güzdür. “Akdeniz ikliminde bir başka güzelmiş” dersiniz içinizden. Birbirine yakın kimi yeni, diğerleri eski, çoğu terkedilmiş evler. Eski evler! Ne çok merak edersiniz o evlerde yaşananları, hepsi birbirinden farklı ve hiç tanımadığınız insanları. Az sonra küçük bir kasabaya varırsınız. Tren durur. Bir kaç yolcu iner, birkaçı biner. Tam o sırada siz okuduğunuz kitaptan başınızı kaldırıp dışarı bakarsınız. O hiç tanımadığıniz. Hayatlardan bir kesit görürsünüz. Küçük eski bir araba yanaşır o eski evlerden birinin önüne. Siyah kısa kuyruklu bir köpek koşup az sonra açılacak araba kapısının önüne atılir. Kısa kuyruğunu sallaya sallaya sevinç içinde sağa sola zıplayıp durur.Elli yaşlarında bir adam ve yanımda ki küçük kızla arabadan iner. Küçük kız köpekten korktuğunu anlatmaya çalışır yanındaki adama. Onlar yürürken köpek etraflarında zıplayıp kendince eylenir. Küçük kız elinde ki okul çantasını bırakıp bir an önce eve girmek için koşar. Adam çantayı yerden alıp gülerek arkasından gider. Tren çoktan hareket etmiştir. Bakışlarınız arkaya doğru uzar. Son sahneyi takip edememis olmanın hüznü ile yolunuza devam edersiniz. Ve işte yine trendesiniz. Saat biraz daha ilerlemiştir. Güneşten geriye kalan son bir kaç sıcak ışık hüzmesi dağlardan ve yüksek ağaçlardan kurtulup camdan sızar ve  yüzünüzde hissettirir kendini. Güneşi bu azminden dolayı tebrik edesiniz gelir. Sonra yenik düşer önünde yükselen dağlara içinizde ufak bir burukluk bırakarak. Aydınlatma işini yol boyu uzanan yer yer kaybolan uzun direklerin tepesindeki lambalar devr alır. Ama sıcaklık onun yeri boştur. Ceketinizin önünü ilikletir size soğuk. Yanınızda yönünüzde uyumaya başlamıştı insanlar. Bir kaç yaramaz koşuştuturur ortadaki boş koridorda. Biraz sonra taze soyulmuş bir portakal kokusu yayılır etrafa. yaşlıca bir teyze hemen arkanızdaki koltuğun kenarından sizedoğru yarım portakalı uzatır. Sevcen bir ses tonuyla da ekler “evladım yemez misin? Bizim buranın portakalı ye bak can verir adama” tanışmamış olmanız hiç bir şey ifade etmez böyle anlarda. Hiç bir etnik dini lisanı farklılık gözetilmez. Portakal merhabanız olur tanışma vesileniz. “sağol teyzecim”. Trenlerin en cazip yanlarından biri de istediğiniz gibi hareket edebiliyor olmaktır. Canınız bir sigara çeker ki dayanılmazdır. Koridorda yalpalaya yalpalaya iki vagonu birbirine bağayan arada bir kaç genç sigara içmektedir. Aralarına katılırsınız biri ateş uzatır hemen sigaranızı yakar. Nasıl soğuktur ama! Önemli değildir beş dakika boyunca soğuk hissedilmez bile. Yerninize oturur biraz kestirirsiniz… bir ara emektar, temzi giyimli bir memurun “konya’ya beş dakika sonra varmış olacağız lütfen eşyalarınızı unutmayın” sesiyle kısa süren tatlı uykunuzdan uyanırsınız. Ve artık yolculuk bitmişitr… Akdeniz’in makul havası İç Anadolu’nun sert ve soğuk havasıyla çoktan yer değiştirmiştir..Görsel

Gel Zaman Git Zaman…

Sonunun olmadığı bir yolda, bir trende düşün kendini. Hiç durmayan hep ilerleyen bir tren bu. Sen ki sadece biletinin el verdiği kadar bu trende seyahat edebiliyorsun. Biletinin vadesi dolunca trenden iniyorsun. Ama unutma tren hızla yol almaya devam eder. Hiç durmaz.

Kimisi kalkıp vagon değiştirir. Ya da kompartıman. Her yeni yerde yeni şeyler öğrenir. Geliştirir kendini. Kimisi de kalkmaz yerinden hatta çoğu uyur yol boyunca. İnecekleri yere kadar da kalkmazlar. Kaçırır oysa ki böyleleri, dışarıdaki muhteşem manzarayı ya da başka vagonlardaki enteresan tipleri, sohbetleri kıymetli tecrübeleri.

İşte sen bu trende vagonlar arasında, kompartımanlar arasında gidip geldikçe, gel zaman git zaman demeye başlarsın. Çünkü zaman hiç durmadan yoluna devam eder.Görsel