Bir korkak gibi yaşamak ne güzel olurdu şimdi.
Her şeye neden burnumu sokmuşum ki?
Kuyruğumu kısıp bir yerlerde tüneyebilirmişim pekala.
Bana çizilen hazır yollardan gidip hiç baş kaldırmadan mesela.
Ya da hiç değer vermeyip, sadece nefes alarak yaşayabilirmişim.
Bir ben yok benden içeri.
Bir karınca, ya da bir arı gibi,
Yatırmışım tüm benliğimi emeğe.
Filmdeki gibi;
Sevgi neydi?
Sevgi Emekti.
Öyle bellemişim ben de koca bir yanlışı en büyük doğru misali.
Tek başıma ve umutsuz ve yorgun ve de güvensiz kaldım şimdilerde.
Eğer bir korkak olsaydım;
Hazır mutluluklarla geçinebilen,
Ve uğraşmasaydım o kadar
“Kendi yolumu ben belirlerim” diye haykırarak
Karşımdaki kocaman dağa
Belki de tüm o büyük hayaller
Sadece birer hayal kalıp, acıtmazdı bu denli.
Hayatın bir tadı kalırdı ve birazcık da nedeni.
Bir yolculuğun ortasında,
Trenden inen yolcu gibi
Hayalinin ortasında kalmak, sıkışmak,
Hayatının baharında ölmek sanki
Gözlerin açık gitmek ve de ağzın
Gözyaşların donmuş, zamanla birlikte.
Hiçbir değişkenliğin değiştiremediği bir obje
Kimliksiz, ruhsuz ve hayâsız.