Yürüyen Merdivenin Yürümeyen Bekçisi

İşte orda. 12. basamakta oturuyor. Merdiven ilerledikçe basamağın yeri değişiyor. Artık 28. basamakta. Ne yapıyor dersin? Merdiveni bekliyor. Yukarıya kadar çıktığında geri iniyor ve baştan başlıyor. İşte bak. Orda, orda. 1. basamaktan başladı. Tam şu anda 5. basamakta. Sonra 8.de. Bu hiç bitmeyecek. Yukarı çıkıp aşağı inecek hep. Hiçbir zaman ne yukarıda ne de aşağıda kalacak. Arada sıkışmış. İstese de yukarıda olamıyor. Aşağıda da. Bu adam bekliyor. Onu bir basamakta tutacak kişiyi. Sabitleyecek kişiyi. Yavaşlatıp soluklanmasını, ruhunun geri dönmesi için beklemesini sağlayacak birini. Gelir mi bilinmez ama, yanından geçen binlerce insanın umurunda bile değil o. İnsanlar başka koşuşturmaların peşinden giderken, kendisinin gördüğü o güzel ve her şeyden değişik renkler, yavaşça soluklaşıyor. Her şeyin bir zamanı var. Senin zamanın tükeniyor. Merdivenin o hiç ayak basamayacağın basamağına geldiğin zaman, elinde o güzelliklerden kırıntılar kalır mı acaba? Umarım öyle olur. Evet, bende bunu diliyorum. Gözlerin artık gölgeleri izlemesin istiyorum. Her yanından geçenin o bambaşka dünyalardan kokularıyla beynini yıkama artık. Öylece süzülüp geçsinler yanından. Rüzgarda dalgalana dalgalana geçsinler hem de. İzleme artık onları boş ver. Ruhun o merdivenlerin değişen formunun aralarında sıkışıp kalmış. Bekleme artık boş ver. Tren seni bekler haydi yürü sende.

 

Gaza gelince unutan adam

Ağaç süsü verilmiş betondan bankta uzanmış kıvranıyordu. Hemen yanı başında arkadaşı kendine gelmesini bekliyordu. Etraftaki çöpleri temizlermiş gibi yapan bekçinin ilgisini çekmişlerdi. Bekçi yaklaşırken dayanamayıp sordu “arkadaşın nesi var” gözlerini bekçiden ayırmadan elini cebine atıp bir sigara çıkarıp yaktı arkadaşı. Sigarasından ilk nefesi aldıktan sonra “unutuyor” dedi. Bekçi anlamaya çalıştı. Başaramayacağını anlamıştı bekçinin ”unutuyor efendim” diye sürdürdü arkadaşı.  “misal bunun bir sevgilisi var. Aşık, deli gibi seviyor. Etraftaki herkes bilir nasıl sevdiğini” gözlerini ayırmadan anlamaya çalışıyordu bekçi. “Ama bir yere gitsin etrafında birileri olsun hemen unutuyor sevdiğini” yine anlamamıştı ama çaktırmadı bekçi. Bir şeyler demesi gerektiğini düşündü. “Buraya neden getirdin?” diye sormuş buldu kendini. ”hiç” dedi arkadaşı kısa bir sessizlik oldu bir şey düşündüğünden değil öyle anlamsız bakmak istemişti bir süre bekçinin yüzüne “getirmesek hikayeyi anlatamazdık, bir mekana ihtiyaç vardı”