İKİNCİ ŞANS
Gidecekleri yer kadar parıltılı olan limanın, sanki bir metaformuş gibi en izbe, ücra ve karanlık yerinde indiler kayıktan. Büyük gemiler limanın diğer taraflarında demirlemişlerdi. Kendilerinin indiği yer ise sanki limandan bağımsız, gizli bir yerdi. Kocasına baktı. “Böyle olması gerekiyor.” dedi kocası ona. Aleiah için önemli değildi. Yolculuğun zor geçeceğinin farkındaydı. Önemli olan tek şey o parıltılı şehirlerden birine ulaşmaktı. Heyecanlıydı.
Kızının başını okşadı. Hava serindi. Onlar gibi limanda bekleyen bir grup insanın arasına katıldılar. Onları yönlendiren adam, biraz sonra teknenin gelip kendilerini alacağını söyledi. Bunun için bütün paralarını vermişlerdi. Yolculuk başlıyordu.
Eski, yıpranmış bir balıkçı teknesi geldi. Kayıktan fazlaca büyük olmayan bir tekneydi bu. Hiçbir yerinde ışık yoktu ve siyaha boyanmıştı. Gecenin karanlığında fark edilmesi çok zordu. Topluluk tekneye binerken, onları götüren adam sessiz olmalarını ve yolculuk boyunca sıkı tutunmalarını, birinin düşmesi halinde onu bırakıp yola devam edeceklerini söyledi. Aleiah kızına sıkıca sarıldı. Herkes teknede düzgün ve sağlam bir yer kapmak için birbirini itiyordu. Bu kargaşa sırasında iki kadın arasında bir tartışma çıktı. Kadınlardan biri diğerinin, kendi yerini çaldığını söylüyor, kadına bağırıyordu. Kaptan sinirlenerek ikisinin yanına geldi ve bir daha seslerini duyarlarsa ikisini de denize atacağını söyledi. İki kadın da hemen sustular. Zaten tam olarak hiç kimsenin rahat olabileceği bir yer yoktu. Tekne çok kalabalıktı ve herkes bir yerlere sıkışmak zorundaydı. Aleiah, kocasıyla birlikte teknenin kenarında bir yere oturdular ve birbirlerine sarıldılar. Kocası evden aldığı battaniyeyi kızının üstüne örttü. Motor çalıştı. Onları yönlendiren adam, kıyıdan teknenin kaptanına başka bir dilde bir şeyler söyledi. Kaptan sadece başını salladı. Tekne yavaşça limandan açıldı ve zifiri karanlığın içine doğru yavaşça ilerledi.
Artık denizin ortasında, doğanın koynunda seyahat ediyorlardı. Aleiah için bu hayatının ikinci şansıydı. Doğa ona bu şansı tanıyacaktı ve karanlık denizin üzerinden ışıklı şehirlere kadar usulca gitmesi için ona izin verecekti. Kendisi için değil kızı için verecekti bu şansı. Onun için çok dua etmişti.
Tekne yavaş yavaş ilerlerken, birileri öksürüyor, birkaç kişi sessizce kendi aralarında konuşuyordu. Kaptan gergin ve kalın bir ses tonuyla konuşanları uyardı. Bu son uyarıdan sonra onları bekleyen yerin, denizin dibi olduğunu biliyorlardı. O saatten sonra teknedeki kimseden en ufak bir çıt çıkmadı.
Dalgaların arasında sallanıyorlardı yavaşça. Teknenin tahtalarının çıtırtısı, sessiz sonsuzluğunun ortasında duyulan tek sesti. Ve o çıtırtılar vasıtasıyla deniz onlarla konuşuyordu sanki. Geçmelerine izin verecekmiş gibi usulca fısıldıyordu onlara karşı. Dalgaların sesi de aynı ritimde destekliyordu çıtırtıları. Birden bire yolculardan biri kenara yanaşıp denize doğru kustu. Kaptan yanındakilere onu oturtmaları ve sessiz olmaları için işaret etti. Yanındakiler adamı omuzlarından tutup zorla oturttular. Adam ağzını eliyle kapatıp kendini tutmak zorunda kaldı. Bu sırada karanlığın ortasından, uzaklardan gelen ritmik bir ses duyuldu. Kaptan gözlerini fal taşı gibi açtı. Kulağını karanlığa dayayıp bir süre dinledi. Yolcuların hepsi taş kesilmişti. Aleiah, kızını daha sıkı sardı. Gözlerini karanlığa çevirdi. Göz bebeklerinde en ufak bir ışık pırıltısı bile yoktu. Gerçekten de sonsuz bir karanlıktı bu. Kaptan biraz dinleyince karanlığın içinden gelen başka bir teknenin sesi olduğunu anladı bu sesin. Hemen motoru durdurdu. Herkese iyice yere kapaklanmasını söyledi. Her an koca bir projektörün ışığı onların üstünde patlayabilirdi. Tek şansları karanlığın ortasında kaybolmaktı. Ses giderek onlara doğru yaklaşıyor, sanki yerlerini biliyormuşçasına yanlarına doğru sokuluyordu. Birdenbire uzakta bir ışık topağı belirdi denizin üzerinde. Tam da kaptanın korktuğu şeydi bu. Sahil güvenlik teknesinden gelen bu ışık başka bir yeri aydınlatıyordu. Geldikleri yere doğru bir bölgeye dikmişti gözlerini sanki. Teknedeki tüm yolcular başlarını kaldırıp ışığa doğru baktılar. Kaptan sinirden çıldırıyordu. Bağıramıyor fakat kaşlarını çatmış bir halde el kol hareketleriyle onlara yatmalarını anlatmaya çalışıyordu. Fısıltıyla bağırarak “Aptallar, yerimizi belli edeceksiniz, yatın çabuk, hayvanlar” diyordu. Herkes tekrar teknenin tabanına doğru birbirlerinin üzerinde kapaklandı. Aleiah, gizlice bir gözünü teknenin kenarından kaldırıp ışığın geldiği yere doğru baktı. Uzaktaydı ama bir hareketlilik olduğunu görebiliyordu. Işığın doğrultulduğu yerde zor seçilen başka bir tekne vardı ve içindekilerden bazıları denize atlıyordu. Işığın geldiği sahil güvenlik teknesinden yapılan anons duyuluyordu.Karanlığın içinde bir kaos yaşanıyordu adeta. Aleiah, o teknedeki insanların bir ikinci şansı olmadığını düşündü. Doğa onlara bu şansı vermemişti ve yakalanmışlardı. Birden bire diğer tekneden silah sesi duyuldu. Sonra da sahil güvenlik teknesinden ateş açıldı. Kaptan bunu fırsat bilip motoru çalıştırdı. Tekne tekrar yavaşça suyun üzerinde süzülmeye başladı. Aleiah, uzaktaki teknede insanların vurulduğunu görebiliyordu. Denize düşen insanların bağrışları karanlığın boşluğunda yankılanıp onların kulaklarına kadar geliyordu. Aleiah kızının kulaklarını elleriyle kapadı. Diğer teknedeki insanlar için yolculuk burada sona ermişti.
Hayatlarıyla oynadıkları bu kumarın, doğuştan kaybedenleri olarak, kendilerine yaratmaya çalıştıkları şansın sınırlarını zorluyorlardı. O tekne yerine kendileri yakalanmış olabilirlerdi. Ama Aleiah rüyasında kızıyla o parıltılı şehrin sokaklarında yürüdüğünü görmüştü. Oraya ulaşacaklardı.
Gün ağarmaya başladığında kıyıya yaklaşmış olduklarını fark ettiler. Kıyıda görünen yer, geldikleri yerden çok faklı değildi. Bir süre sonra tekne kıyıya yanaşıp içinden indiklerinde bileklerine kadar çamura battılar. Nemli havada solumak bile zordu. Kızı Aleiah’a “Üşüyorum” dedi. Aleiah battaniyeyi sıkıca sardı vücuduna kızının. Kaptan tekneden inip burada beklemelerini, bir adamın gelip onları alacağını söyledi. Sonra tekneye binip sisli denizin içinde kayboldu. Aleiah, kıyıya baktığında yolculuğunun burada şekil değiştirdiğini biliyordu. Artık başka bir yolculuktu bekleyen onları. Ama ne olursa olsun, kendilerini var edecekleri bir yolculuktu bu. Birbirlerinden kopmadan. İyi bir geleceğe doğru bir yolculuk. Ne de olsa bu ikinci şans verilmişti onlara. Gerisi onlara kalmıştı. Ve bu şansı kaçırmaya hiç niyeti yoktu.
