İnsan

Sana o kadar çok anlatacak şeyim var ki. Bir o kadar da yok aslında. Anlatacaklarımın ufacık bir kısmını dahi anlayabileceğini bilsem, içinde dönüp durduğum bu kelimeler girdabının, beni yutan bu neden sonuç çıkarımlarının kıskacından azıcık da olsa kurtulabilmek ve sadece birkaç dakika huzurlu nefes alabilmek için, kalan tüm gücümü buna harcardım. Ama en fazla seni ilgilendiren bu konudaki büyük ilgisizliğin, beni küçük, karanlık ve pis hücreme kilitliyor. Müebbet bir cezayı bu penceresiz dört duvar arasında çekmek zorunda olduğumu biliyorum. Herkesin hesabı kendine. Bu hücrede geberip giden birinin canı, bir başkasının maddi ya da manevi çıkarlarına bağlı değilse, tamamen kıymetsizdir, zerrece önemi yoktur.

Bazı kimseler bu dünyaya doğuştan eksik gelir. Günümüzde artık bu eksiklik büyük bir beceri veya bir erdem gibi görülmekte. Evrimimizde geliştirdiğimiz her şeyin içinin boşaltıldığı, gereksiz hatta kötü olarak etiketlendiği bu “toplumsal” çarkta, geçmişi ile bağı olan insanlar da hor görülür oldu. Geçmişin üzerine sünger çekmek demek, yaşadığın onca güzel şeyin, bir bina gibi yavaş yavaş sabırla inşa ettiğin o kıymetli yapının da molozlarını kaldırmak, her şeyi unutmak veya daha da makbul gören, hep kötü vakitleri hatırlamak, sonu kötü biten bir zaman parçasının tamamını kötü olarak farzetmek, hayal etmek demek. Fakat maalesef insanlar tüm bu koşuşturma arasında neden hedefe ulaşamadıklarını kendilerine sorup, gerçekten tarafsızca cevap vermeye kalkıştıklarında yani neden sonuç ilişkisini kurmaya başladıklarında, görürler ki, kötü bir geçmişi silmek ne kadar “zorsa” iyi bir gelecek kurabilmek bundan kat kat daha zordur. Güzellikleri koruyabilmek ise saygı duyulası bir erdemdir. Unutulmuş olsa bile.

Ağzımdan çıkıp başka bir bilinçte anlam bulacak ve tam da olması gereken hormonal reaksiyonları tetikleyecek, duygusal bağları kuracak, görsel paylaşımı sağlayacak tek bir cümle hatta kelime için günlerimi harcar, sonuna kadar bu kıymetin peşinden giderdim. Fakat hayat herkes için farklı akıyor. Neyi benimsersek benimseyelim ya da neyin peşinden koşarsak koşalım er ya da geç günün birinde ortak paydada, aynı frekansta buluşacağız. Aramıza kilometreler ve yıllar geçmiş olsa da aynı anda aynı şeyi düşünüp, aynı şeye hayıflanacağız. Geçmişimizle bağlantı kurduğumuz zaman insan olduğumuzu tekrar hatırlayacağız.

Yorum bırakın