Karanlık Odadaki Gölge

       Anladım ki bazı şeyler tamamen zamandan bağımsız varlığını sürdürüyor. Şu anda tam ortasında dikili durduğum bu boş odada, bağımlılığın fiziksel bir tasviriyim. Ne kadar zaman geçse de, ne kadar anı üzerine anı binse de bazı şeyler hep yerli yerinde kalıveriyor. Gidip rica ediyorsun önce, kibarca git diyorsun. Sonra sinirlenip kovuyorsun. Arada sana her zaman gülümsemiş güzel duyguları da tutup yaka paça atıyorsun. Bir süre sonra ise aynı his, aynı düş hatta, olduğu gibi yine göğsünün tam ortasında, içindeki o bomboş odada beliriveriyor. Biliyorsun ki ne kadar kovarsan kov, üzerine ne örtersen ört o, hep o boş odada öylece duracak. Hep sana bakıyor olacak ama sen yüzünü çevireceksin. Odanın kapısını kilitleyip unutmak için çabalayacaksın. Ama o oda hep orada duracak, anahtarı da her zaman cebinde olacak. Bir gün yine yolun düşecek ve uğrayacaksın oraya. İçeri girdiğinde o duyguyu yine ayakta dikili sana bakarken bulacaksın. Zaman asla onu eskitemeyecek, o odadan çıkaramayacak. Bazen ondan kilometrelerce uzakta olsan da ansızın hatırlayacaksın. Özlemle vazgeçmişlik arasında garip bir ateş her tarafını saracak. Bu denli uzaktayken bile o boş odada ayakta dikilip sana bakıyor olduğunu bileceksin o duygunun. An gelecek pes edip kendini ona bırakacaksın. Tüm o yolu gerisin geriye tepip merdivenleri hızla tırmanacaksın. Koridorun sonundaki o tek kapıya geldiğinde bir an bile durmayacaksın. Kendini bıraktığın içinde yanan o ateş daha da güçlenecek. Ellerin titrerken olabildiğin kadar hızlı anahtarı sokup çevireceksin. Kapıyı ardına kadar açtığında göz göze geleceksin yine o hisle. Tüm çıplaklığıyla, aranızda hiçbir engel olmadan, doğrudan içine bakacaksın onun. Aradığın şeyin o olduğunu ve bulduğunu hissedeceksin ama aynı anda da onu yine kovmak isteyecek, suratına tükürüp diri diri toprağa gömmek isteyeceksin. Kırık kalbini daha da kırdığını hissettikçe sadist bir haz alacaksın bundan. Sonra aniden arkanı dönüp kapıyı kilitleyeceksin yine. Alt kata inip kıyafetlerini değiştirip dışarı çıkacaksın. Hayatın akışı senin için devam edecek fakat sen bir yandan bu şekilde bir ikili yaşam sürmenin o garip hazzıyla hafifçe gülümseyeceksin.

       Halbuki o odada duran hissin, artık yitip gitmiş bir duygunun gölgesi olduğunu biliyorsun. O gölgeye ışık vurmasın diye odanın tüm pencerelerini sıkı sıkıya kapatan sensin. Her defasında kendini bakmaktan alıkoyamayan, aynı zamanda odayı ateşe vermek için yerinde durmayan bir hınçla hayatını yaşamak zorunda bırakan yine kendinsin. Dediğim gibi bazı şeyler zamandan bağımsız varlığını sürdürüyor. Bu yaman çelişki de o odadaki gölge de sonsuzluğa kadar bir bedenden diğerine, bir ruhtan ötekine geçip insanları bir ateş gibi yakmaya devam edecek.

Yorum bırakın