Dünyanın en büyük yalanı. Kader! “Ne yaparsan yap kaderinde yazılı değilse olmaz. İstediğin kadar çabala, ömrünü tüket, olmayınca olmuyor.” Bunlar hayata karşı zayıflığın, tembelliğin, yılgınlığın bahanelerinden başka bir şey değil. Hayatım boyunca kendimi tembel bir insan olarak görmeme rağmen her zaman bana dayatılan veya mecbur kaldığım şeyleri yapmaya direndim. Bazen benim yararıma bile olsa sırf yapmaya zorlandığım için bunlara karşı direndim. Fakat biliyorum ki hayatımdaki başarıların ve kazanımların çok büyük bir bölümü “Bu böyle olmak zorunda değil” dediğim ve bunda direttiğim için kazanılmıştır. Bunun farkında olduğum için de asla ama asla “öyle olmak zorundaymış” diye bir şeyi kabul etmeyeceğim ve eğer ben istemediysem hiçbir şeyin öyle olmak zorunda olduğuna inanmayacağım.
Yaşamımın sonuna geldiğimde, elimde kendi kararlarımdan dolayı ne kadar az keşkem olursa o kadar iyi. Tam tersi, eğer olacağı varmış deyip boyun eğdiğim birçok şeyi keşke diye anıyorsam, hiç yaşamamış olmayı yeğleyeceğim bir hayat olur benim için. Umarım en az keşkeyle bu maratonu bitirebilirim.
Bu çetrefilli olayın anahtarı küçücük bir kelime aslında. “NEDEN?”. İnsanlar, “böyle olmalıymış” dediği zaman kendilerine bu soruyu sorup içten bir şekilde cevaplamaya çalıştıkları zaman, sorunun çözümünü bulmaları uzun sürmez. Ama genelde ya bilmelerine rağmen görmezden geldikleri çünkü korktukları bir cevabı vardır bu sorunun ya da bu sıkıntılı iç sorgulama sürecini yaşamamak için hiçbir arayışa girmezler ve sonuçta feda ettikleri şeyler, önemli şeyler olur. Farklı zaman, yaş ve duygu dönemlerinde bambaşka tepkiler veren, çıkarımlar yapan varlıklar olduğumuzdan feda edilen şeylerin değeri çok sonradan anlaşılır. Bu süreç aynı evrimin doğal seçilim süreci misali saat gibi ama yavaşça işler. İşin sonunda elde kalan kocaman bir KEŞKE’dir. İnsanın böyle pişmanlıklarla dolu bir hayatı yaşaması, dünyadaki herhangi bir kaya parçası gibi kendi zamanı dahilinde sadece var olması ve yok olması gibidir. Pişmanlıklarla dolu bir hayat, sırtında ağzına kadar taş dolu koca bir küfe ile yaşamı sürdürmektir.
Evet birşeyler değişebilir,hayat müdahale edebiliriz..Çabaladığımız halde olmuyorsa en güzel sığındığımız limandır;KADER…..
Çabaladığımız halde olmuyorsa yeterince çabalamamışız demektir. Kader denilen limana sığınmak, bu gerçekle yüzleşmekten kaçmak demek. Her ne kadar yüzümüzü başka yöne çevirsek de bu gerçeklik hep varlığının sürdürür.