An ve Değişken…

“İnsan olduğunu biliyorsun değil mi?” dedi karşısında oturan kadına. “Bunun farkında olup bu gerçekliği kaybetmemek için çabaladığın sürece bazı gerçekler çok daha net görünüyor” diye devam etti erkek. “Biliyorum tabi ve farkındayım da. Neyi isteyip neyi istemediğimi çok sorguladım” dedi kadın. Erkek atıldı: “Neye göre? Hangi kıstaslara göre, hangi duyguların, hangi bilginin ışığında yaptın bu sorgulamayı ve bu sonuçlara ulaştın?” Kadın sustu. Genelde konuşmayan biriydi. Erkek: “Bak” dedi. “İnsanlar bu vahşi doğa içinde boşuna baskın tür haline gelmediler. Olan şey şuydu: mantık gelişti. Aklını kullanmayı öğrendi insan. Ve böylece bir takım kararlar vererek hakim tür haline geldi.” Kadın: “Konumuzla ne alakası var?” diye sordu. Erkek kendinden emin bir şekilde devam etti: “Aşktan bahsediyorduk değil mi? Aşk dediğin şey romantik bir ilüzyondan başka bir şey değildir. Zamana yenik düşer her daim, uçar, gider, yok olur. Hayata mantığıyla bakanlar bunu görebilir. Gerçek aşk; hissettiğin heyecan, duygu patlaması değildir. Gerçek aşk, ömrünün sonuna kadar güvendiğin insanın yanında olması için mücadele etmektir. Yanında olduğu zaman mutlu olabilmektir, oldurabilmektir. Gerçek aşk budur ve bunun için mücadele ister. Kadının umurunda bile değildi bunlar. Havada salınan bir takım titreşimlerdi sadece tüm bu kelimeler. Erkek bir gün bu titreşimlerin kocaman, ağır, demir topuzlar gibi tam önüne düşeceğini biliyordu. Hepsi de hayat yolunda ayağına zincirlenmiş olarak duracaktı karşısında. Erkek iç çekti ve konuşmaya devam etti: “Galiba sen, yaptığın şeyler ayağında birer zincire dönüşmeden benim bu konuda anlattığım hiçbir şeyi umursamayacaksın. Çünkü göremiyorsun. Görmediğin için bilemiyorsun. Ve bilmediğin için katettiğin tüm o mesafe, henüz gitmen gerekenin yanısıra bir de geriye dönmen gereken bir şeye dönüşecek. Çünkü pişmanlık böyle bir şey. Fakat zaman asla geriye dönmez, affetmez. Ve kulağına fısıldar: “Dersini al ve devam et” diye. Sen de bir daha bu hatayı yapmayacağın o kıymetli anı bekler durursun. İşte bir ömür böyle geçer gider. Kadın hala verdiği kararın tek gerçek ve doğru olduğu inancında gözlerini kırpmadan adama bakıyordu. Henüz en gerçek şeylerin çok kısa sürede dahi en yanlış şeylere dönüşebileceğini bilmiyordu. Bu onun hayatının dersi olacaktı…

Yorum bırakın