Kırmızı Çanta

Her şey bir kırmızı çantayla başladı. Hayatın, gözüne soktuğu koca bir uyarı gibiydi rengi. Ortaya saçılan tüm duyguların toplanmaya başlanacağının habercisi gibiydi. “Sende bana ait olan her şeyi toparlıyorum ve gidiyorum” der gibiydi. Halbuki çantayı da beraber seçmiştik.
Tek düşündüğüm, çok bunaldığımızda, o çantaya sorunlarımızı, yüklerimizi koyup nefes alabileceğimiz yerlere gitmekti. Şimdiyse, o ateş kırmızısı rengiyle, her gece kabuslarımda görüyorum o çantayı. Çok fazla parçam kaldı içinde.
Her sabah onun fermuarları kapanırken, içimdeki eksikliklerle kıvranıyorum yatağımda. Böyle eksik uyandığın günler her şey nasıl iyiye gider ve düzelebilir ki? Ah kırmızı çanta, keşke hiç girmeseydin hayatımıza ve keşke seni gördüğüm o ilk anda tutup elinden uzaklaştırsaydım onu. Türlü oyunlarla aklını çelip, fikrini değiştirseydim. Güvenmeseydim bu kadar.
“Durun gitmeyin öyle kaçar gibi!” diye haykırmak geliyor içinden insanın. O çantada bana ait bir şey var. Yaşayabilmem için gereken bir şey. Fermuarları patlayacak kadar dolu olan çanta, daha kimlerin yaşamlarını çalacak, tıkıştıracak içine bakalım…

Yorum bırakın