Bir Bakmışsın Yarım Kalmışsın

Görsel

Kendini yok ederek var olmanın verdiği dayanılmaz acı silsilesiyle beraber farkına vardığım şey, çimenlerin üzerine uzanıp, karanlık gökyüzünde ışıldayan yıldızları seyretmeyeli ne kadar çok zaman geçmiş.

İnsanın içindeki boşluğu bir başka boşluğa duyduğu özlemle ötelemeye çalışması ne kadar garip. Uyuyamadığında, kendi nefesinin sesini dinlemek de garip. Bu kirli boyalı binalar arasında papatya da yetişmiyor yıllardır. Kır çiçeklerinin satılık olması da garip.
Geceleyin göğü izlemenin en tehlikeli yanı ne biliyor musunuz?
İki yüz milyon yıl önce tüm enerjisini tüketip yok olan bir güneşin ışığının sönmesine tanık olmak. O andan sonra hiçbir şey aynı kalmıyor.
Bu garip ve anlamsızlıkların başkenti olan şehirde gündüz vakti hiç görmememe rağmen, hava karardıktan sonra mutfağın penceresinin kenarına tüneyen karganın, hayal gücümün ürünü olup olmadığına emin olamıyorum. Varlığından mutlu olduğum için hiç sorgulama gereği de duymadım, “ya o da giderse” düşüncesi ağır basıyor belki. Kafasını yana eğip gözlerimin içine bakarak sessizce sorguladığı dostluğundan belki de zevk alıyorum.

Mutfaktaki karınca sürüsüne haraç olarak her gün bir kesme şeker vermemin nedeni de bu olabilir belki… Ve gün geçtikçe daha da farkına vardığım şey, artık neye dokunsam neyi düşünsem neyi istesem hep yarım kalanlara dönüşüyor…

12.10.13

Yorum bırakın