Merhaba gece..Ben geldim.. Sana büyümenin, keşfettiğim birkaç tanımını getirdim : Çürümek.. Eskimek…
Zaman herşeyin ilacıymış değil mi.. oldu, görürsem söylerim.. Acılar insanı olgunlaştırırmış, yalana bak.. insanoğlunun mazoşist yanını tatmin etmek için icat ettiği deyimlerden gına geldi artık.. Hepsini kusmak istiyorum beynimden.. Yani neden mutluluklar değil de acılar olgunlaştırıyor ki? ya da ne bileyim çok güldük ağlayacağız diyenler, çok ağlayınca da , çok ağladık demekki güleceğiz demezler ?
Büyüdüğünü neden acı çekince hissedersin biliyor musun? her acı senden bir parçanı alıp götürüyor, alıp götürse neyse de senle beraber çürüyüp gidiyor ve çürüyen birşeyi hissedemediğin içinse sana o acıyı unutuyorsun gibi geliyor.. oysa çürüyorsundur.. Eksiliyorsundur.. Yaşlanmıyor eskiyorsundur.. Yaşadığın mutluluklardır seni olgunlaştıran seni sen yapan, hislerini duyularını yeniden canlandıran.. gözlerinin başka başka bakmasını sağlayan..
Bir de kısır döngü denen birşey var.. Farklı insanlarla farklı zamanlarda dönüp dolaşıp aynı şeyi yaşar, aynı hislere boğulursun en sonunda.. Bunun da sebebi bence önceki ağrıyla gerçek anlamda yüzleşemeyip hesaplaşamamakla bir ilgisi var.. Dönüp dolaşıp önüne düşüveriyor, hadi beni çöz diyor bu kısır döngü.. Hadi bakalım çöz çözebilirsen. Önüne düşüverdiğinde sen biraz daha eskimiş biraz daha yorulmuşsundur.. İlk zamanlar baktığın merak ettiğin şeyleri bir zaman sonra hiç tereddütsüz tekmeleyip atarsın daha ilerilere.. Sanki bir daha önüne çıkacağını bilmiyormuşsun gibi.. Farklı insanların kılığına bürünerek..