Ah Nazım ah… Ben memleketinden bir insan manzarasıyım. Merdivenlerden inen Kemal gibi ortasında kainatın. Galip Usta gibi cebindeki parasının yirmi kuruşunu paylaşacak parası olmayan. Ve senin şiirini bile okuyacak parası olmayan. Ve hatta nefes alacak dahi parası olmayan. Evet Nazım, şiirlerini parayla satıyorlar. Güzel, renkli kapaklarıyla vitrinlerde pazarlıyorlar. Bense Şeyh Bedrettin’in mezarında okuyamıyorum alıp destanını. Ona bile para istiyorlar. Oysa ki sen öyle olsun istemezdin, bilirim. Yine de yankılanır gönüllerde şiirlerin. Biz ise düşmüşüz hayatın derdine. Bugün artık değil Haydarpaşa merdivenlerinde inmek, çıkmak ve durmak evimizden bile çıkamaz olduk. Derdimi paylaşmak için bile para istiyorlar bizden. Gitmek için bir yerden bir yere. Yoksa eğer papel, git bir köşede geber. Aynı Ali gibi masanın üzerinde yüzükoyun, sırtı yarılmış gömleğinin ve kumral başı bileklerinde…